Mahkemeye Giden Metinde Yapay Zekâ: İrlanda 1 Eylül'de Kural Koydu, Avrupa Birliği Şeffaflık İstiyor, Türkiye'de Ölçü Nerede?
İrlanda Yüksek Mahkemesi'nin HC 142 sayılı uygulama talimatı 1 Eylül 2026'da yürürlüğe girdi: her atıf bağımsız kaynaktan doğrulanır, başka bir yapay zekâ ile kontrol yetmez, yeminli beyan ve tanık ifadelerinde beyan zorunlu, yaptırım masraf ve belge reddi. AB Yapay Zekâ Tüzüğü'nün 50. maddesi 2 Ağustos'tan beri uygulanıyor; makine tarafından okunabilir işaretleme yükümlülüğü ise 2 Ağustos öncesi piyasaya sürülmüş sistemler için dört ay ertelendi; uygulayıcı kaynaklara göre süre 2 Aralık 2026'da doluyor. Türkiye'de talimat yok; ölçü HMK 29 ve 329, Avukatlık Kanunu 34 ve 134 ile TBB rehberinde.
Mahkemeye Giden Metinde Yapay Zekâ: İrlanda 1 Eylül'de Kural Koydu, Avrupa Birliği Şeffaflık İstiyor, Türkiye'de Ölçü Nerede?
Bir dilekçeyi yapay zekâ ile yazdırmak yasak değil. Sorun, o dilekçedeki bir içtihadın var olmaması, bir madde numarasının yanlış olması ya da tanık beyanının aracın kalemiyle "güçlendirilmiş" olması. Bu yılın yazında iki ayrı hukuk düzeni bu soruna yazılı cevap verdi. İrlanda Yüksek Mahkemesi, mahkemeye sunulan belgelerde üretken yapay zekâ kullanımını düzenleyen bir uygulama talimatı çıkardı ve 1 Eylül 2026'da yürürlüğe soktu. Avrupa Birliği Yapay Zekâ Tüzüğü'nün şeffaflık maddesi ise 2 Ağustos 2026'dan beri uygulanıyor; bir kısmı için dört aylık bir geçiş süresi tanındı. Türkiye'de böyle bir talimat yok; ama ölçü de yok değil.
Aşağıda önce iki metnin ne dediğini, sonra Türkiye'de aynı sorunun hangi hükümlere çarptığını okuyoruz.
İrlanda: her atıf bağımsız kaynaktan, tanık beyanında beyan zorunlu
Talimatın adı Practice Direction on the Responsible Use of Generative Artificial Intelligence in Court Documents HC 142. Metin, 1 Eylül 2026'da yürürlüğe gireceğini kendisi söylüyor. Üretken yapay zekâyı metin, görüntü, ses, video, veri veya bilgisayar kodu dâhil yeni içerik üretebilen teknoloji veya yazılım olarak tanımlıyor. Uygulayıcı özetlerine göre kapsam hukuk yargılamasındaki dilekçeleri, yazılı beyanları, yeminli beyanları, tanık ifadelerini ve bilirkişi raporlarını; kişi olarak da tarafları, avukatları, tanıkları ve bilirkişileri içeriyor.
Dört hüküm öne çıkıyor.
Birincisi, doğrulama. Talimatın 24. paragrafı bütün hukuki dayanakların, atıfların, alıntıların ve göndermelerin yetkili kaynaklardan bağımsız olarak doğrulanmasını istiyor. On üçüncü paragraf bunun nasıl yapılamayacağını söylüyor ve bu cümle metnin en çok anılacak yeri: "It is not sufficient to use the same or other GenAI Tools to confirm that information is accurate." Yani bir aracın verdiği içtihadı aynı araca ya da başka bir araca "doğru mu" diye sormak, doğrulama sayılmıyor (çeviri bizim).
İkincisi, beyan. Yirmi yedinci paragraf, yeminli beyanlara ve tanık ifadelerine şu cümlenin eklenmesini zorunlu kılıyor: "I declare that Generative Artificial Intelligence has not been used for the purposes of generating the substantive content of this [witness statement/affidavit]". Tanık, kendi bilgisini anlatan metnin özünü aracın üretmediğini beyan ediyor.
Üçüncüsü, yaptırım. Otuz beşinci paragraf uymayanlar için üç sonuç sayıyor: aleyhe masraf kararı, belgenin kısmen veya tamamen dikkate alınmaması ya da reddi, davanın veya savunmanın düşürülmesi. Otuz altıncı paragraf avukatlar için düzenleyici otoriteye sevk ve şahsi masraf kararı riskini ekliyor.
Dördüncüsü, zamanlama. Uygulayıcı özetlerine göre talimat, yürürlükten önce açılmış davalar dâhil bütün yargılamalara uygulanıyor.
Avrupa Birliği: şeffaflık, bir fıkrası için dört ay gecikmeli
Avrupa Birliği Yapay Zekâ Tüzüğü'nün 50. maddesi mahkemeleri özel olarak düzenlemiyor; şeffaflık yükümlülüklerini düzenliyor ve 2 Ağustos 2026'dan beri uygulanıyor. Bir istisna var: 8 Temmuz 2026 tarihli ve 2026/1744 sayılı Tüzük (Digital Omnibus on AI), 50. maddenin ikinci fıkrasındaki işaretleme yükümlülüğü için dört aylık bir geçiş süresi getirdi. Gerekçesinde bunun sebebi, üretken sistem sağlayıcılarının uygulamalarını piyasayı bozmadan makul sürede uyarlayabilmesi olarak yazılı; geçiş, sistemlerini 2 Ağustos 2026'dan önce piyasaya sürmüş sağlayıcılar için tanınıyor ve uygulayıcı kaynaklara göre 2 Aralık 2026'da doluyor. Bu tarihten sonra veya sonradan piyasaya sürülen sistemlerde işaretleme yükümlülüğü doğrudan işliyor. Dört fıkra mahkeme salonuna dolaylı olarak giriyor.
Birinci fıkraya göre sağlayıcılar, gerçek kişilerle doğrudan etkileşime giren yapay zekâ sistemlerini, kişinin bir yapay zekâ sistemiyle etkileşimde olduğunu bilecek şekilde tasarlar. İkinci fıkra sentetik ses, görüntü, video veya metin üreten sistemlerin çıktılarının "marked in a machine-readable format and detectable as artificially generated or manipulated" olmasını istiyor: makine tarafından okunabilir biçimde işaretlenmiş ve yapay olarak üretildiği ya da değiştirildiği tespit edilebilir (çeviri bizim). Yukarıda anılan geçiş süresi tam bu fıkraya ilişkindir. Dördüncü fıkra, derin sahte niteliğindeki görüntü, ses veya video içeriğini kullananların bunun yapay olarak üretildiğini veya değiştirildiğini açıklamasını zorunlu kılıyor; aynı fıkranın devamı, kamu yararını ilgilendiren konularda yayımlanan yapay zekâ üretimi metinleri de insan editoryal denetiminden geçmemişse açıklama yükümlülüğüne bağlıyor. Beşinci fıkra bilginin ilk etkileşim veya maruz kalma anında, açık ve ayırt edilebilir biçimde verilmesini arıyor.
Mahkeme bağlantısı şurada: bir ses kaydının veya görüntünün delil olarak sunulduğu bir dosyada, o içeriğin makine tarafından okunabilir bir işaret taşıyıp taşımadığı artık sorulabilir bir soru. Türkiye Tüzük'e tabi değil; ama Türkiye'deki bir dosyaya giren içerik Birlik'te faaliyet gösteren bir sistemle üretilmişse işaret orada olabilir. Geçiş süresi nedeniyle, 2 Ağustos 2026'dan önce piyasaya sürülmüş bir sistemin eski çıktılarında böyle bir işaret bulunmayabilir; işaretin yokluğu tek başına içeriğin yapay olmadığını göstermez. Karşı tarafın dilekçesine gömülen görünmez talimat meselesini daha önce yazmıştık; şeffaflık maddesi o tartışmanın tersini düzenliyor: içeriğin kendisinin ne olduğunu söylemesi.
Türkiye: talimat yok, ölçü var
Hukuk Muhakemeleri Kanunu, Ceza Muhakemesi Kanunu ve Avukatlık Kanunu metinlerinde "yapay zekâ" ifadesi geçmiyor; mevzuat veri tabanında yönetmelik, tebliğ ve Cumhurbaşkanı kararları arasında da mahkemeye sunulan belgede beyan yükümlülüğü getiren bir düzenlemeye rastlanmadı. Bu tarama mevzuat veri tabanıyla sınırlıdır; kurul genelgeleri ve idari iç talimatlar bu kapsamda değildir. Ama İrlanda'nın öngördüğü yaptırımların Türk hukukunda dağınık da olsa karşılıkları var ve dayanakları yapay zekâdan önce yazılmış.
Dürüstlük ve doğruyu söyleme. HMK'nın 29. maddesi tarafların dürüstlük kuralına uygun davranmak zorunda olduğunu ve davanın dayanağı olan vakıalara ilişkin açıklamalarını gerçeğe uygun biçimde yapmakla yükümlü olduğunu söylüyor. Var olmayan bir içtihadı "vardır" diye sunmak, vakıa açıklaması değil hukuki dayanak sunumudur; ama aracın ürettiği bir olay anlatımının dilekçeye girmesi doğrudan bu maddenin alanıdır.
Masraf ve disiplin para cezası — vekil dâhil. HMK'nın 329. maddesi, kötüniyetli davalıyı veya hiçbir hakkı olmadığı hâlde dava açan tarafı yargılama giderlerinden başka karşı tarafın vekâlet ücretini ödemeye ve beş yüz liradan beş bin liraya kadar disiplin para cezasına mahkûm etmeye imkân veriyor. İkinci fıkranın son cümlesi bu yazı için önemli: "Bu hâllere vekil sebebiyet vermiş ise disiplin para cezası vekil hakkında uygulanır." İrlanda'nın avukata şahsi masraf kararı öngören 36. paragrafının Türk hukukundaki en yakın akrabası bu cümle. Ama şartı unutmamak gerekiyor: 329 her hatalı dilekçeye değil, kötüniyetli davalıya ve hiçbir hakkı olmadığı hâlde dava açan tarafa uygulanır; haklı bir davanın dilekçesine giren uydurma bir künye, tek başına bu şartı gerçekleştirmez. Aynı Kanun'un 351 ve 368. maddeleri kötüniyetle istinaf ve temyiz için 329'a gönderme yapıyor.
Özen ve doğruluk. Avukatlık Kanunu'nun 34. maddesi avukatları görevlerini özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmekle ve TBB meslek kurallarına uymakla yükümlü kılıyor. 24 Aralık 2025 tarihli 7571 sayılı Kanun'la değiştirilen 134. madde, özen ve doğruluk yükümlülüklerine uymayan hâl ve hareketlerin tespiti üzerine ihlalin niteliğine ve eylemin ağırlık derecesine göre disiplin cezası verileceğini söylüyor. İrlanda'daki "düzenleyici otoriteye sevk" burada disiplin kovuşturmasıdır.
TBB rehberi: tavsiye ama ölçü. Türkiye Barolar Birliği'nin 2026'da yayımladığı Avukatlar İçin Yapay Zekâ Kullanımı Tavsiye Rehberi, 16. bölümünde kendisini "tavsiye niteliğinde" olarak tanımlıyor. Ama 6. bölümü İrlanda'nın 13. paragrafıyla akraba bir kural koyuyor: "Avukat, yapay zekâ aracının kendinden emin üslubunu doğruluk göstergesi olarak kabul edemez." Ve devamı: "Avukatın yapay zekâdan yararlanması, özen yükümlülüğünü azaltmaz, denetim ve doğrulama yükümlülüğünü artırır." Rehber beş doğrulama alanı sayıyor: mevzuat, içtihat, vakıa, mantık ve strateji, ikinci göz; içtihat için esas ve karar numarasının, tarihin, dairenin, karar sonucunun ve olay benzerliğinin bağımsız kaynaktan doğrulanmasını istiyor.
Yedinci bölüm İrlanda'nın beyan hükmünün Türk karşılığını da kuruyor. Avukat, aracın ürettiği hiçbir mevzuat hükmünü, içtihadı, atfı veya maddi vakıayı resmî ve güvenilir kaynaktan teyit etmeden mahkemeye sunamaz; "Uydurma (halüsinasyon) içtihat veya atıf sunulması, somut olayın özelliklerine göre mesleki özen yükümlülüğünün ağır ihlali olarak değerlendirilebilir." Beyan konusunda ise rehber şunu yazıyor: yargı merciinin veya usul kurallarının beyanı gerektirdiği hâllerde avukat bu beyanı yapar; "Beyan yükümlülüğü bulunmasa dahi avukat, mahkemeye sunduğu içeriğin doğruluğundan bizzat sorumludur." Hatalı bir çıktının dosyaya girdiği sonradan fark edilirse, avukat ilgili mercii bilgilendirme ve düzeltme imkânlarını ivedilikle değerlendirir.
Fark nerede
İrlanda'da kural mahkemenin, Türkiye'de meslek örgütünün kaleminden çıkıyor; biri usul hukukunun parçası, diğeri tavsiye. İrlanda'da tanık beyanının altına yazılan cümle metnin kendisini bağlıyor; Türkiye'de sorumluluk beyansız da avukatta. Sonuç bakımından iki düzen benzer yere varıyor: içtihadı araçtan alıp doğrulamadan dilekçeye koyan avukat, İrlanda'da masraf ve sevk, Türkiye'de disiplin hükümleriyle ve dava kötüniyetli ya da haksızsa ayrıca HMK 329 ile karşılaşıyor. Aradaki fark, Türkiye'de bunun bir yapay zekâ kuralı olarak değil, elli yıllık özen kuralının uygulanması olarak gelmesi.
Bu süreçte bilinmesi gerekenler
Türkiye'de mahkemeye sunulan belgede yapay zekâ kullanımını beyan etmeyi zorunlu kılan bir hükme, taradığımız kanun ve ikincil düzenleme metinlerinde rastlanmadı. Uydurma içtihat veya yanlış madde sunmanın karşılığı ise dağınık ama var: Avukatlık Kanunu 34 ve 134 uyarınca disiplin; dava kötüniyetli veya hiçbir hakkı olmadığı hâlde açılmışsa HMK 329 uyarınca karşı taraf vekâlet ücreti ve disiplin para cezası, buna vekil sebebiyet vermişse ceza vekil hakkında. TBB rehberi, tavsiye niteliğinde olsa da, "makul bir avukat ne yapardı" sorusuna yazılı cevap veriyor: her atıf resmî ve güvenilir kaynaktan teyit edilir, içtihat bağımsız kaynaktan doğrulanır, aracın kendinden emin üslubu doğruluk göstergesi sayılmaz. Başka bir yapay zekâ aracıyla kontrolün yeterli olmadığı kuralı ise İrlanda talimatının 13. paragrafında yazılı. Bir dosyada yapay zekâ üretimi olduğundan şüphelenilen bir belge veya ses kaydı varsa, Avrupa Birliği'nde sunulan bir sistemle üretilmiş içerik için makine tarafından okunabilir işaret sorulabilir; ancak 2 Ağustos 2026'dan önce piyasaya sürülmüş sistemler için bu yükümlülüğün dört aylık geçiş süresine bağlandığı unutulmamalıdır.