Birleştirme Kararına Karşı Artık Doğrudan İstinaf Yolu Açık — Ama Yalnız Bir Hâlde
7589 sayılı Kanun, davaların birleştirilmesi ve ayrılmasında iki maddeyi birlikte değiştirdi. Aynı yargı çevresindeki mahkemelerde görülen davalar yönünden verilen birleştirme kararına karşı sadece istinaf yolu açık; ilk davanın açıldığı mahkeme ise ancak karar kesinleşince bağlı oluyor. Ayırma kararına yalnız hükümle birlikte gidilebiliyor.
Birleştirme Kararına Karşı Artık Doğrudan İstinaf Yolu Açık — Ama Yalnız Bir Hâlde
Davaların birleştirilmesi, dosyanın hangi mahkemede görüleceğini ve hangi hâkimin önüne gideceğini belirleyen bir usul kararıdır; yargılamanın seyri üzerindeki etkisi buna bağlı olarak büyük olabilir.
Bu karara karşı ne yapılabileceği daha önce de düzenlenmişti; ama cevap tersti. Değişiklikten önceki 168. madde, aynı yargı çevresindeki mahkemelerde görülmekte olan davalar yönünden verilen birleştirme ve ayırma kararlarına karşı kanun yoluna ancak hükümle birlikte gidilebileceğini öngörüyordu (bkz. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 14.03.2023, E. 2023/690, K. 2023/592). 31 Temmuz 2026'da yürürlüğe giren 7589 sayılı Kanun bu kuralı birleştirme bakımından tersine çevirdi ve iki maddeyi birlikte değiştirerek birbirine kilitlenen iki kural kurdu.
Birinci değişiklik: bağlanma anı kesinleşmeye çekildi
7589 sayılı Kanun'un 23. maddesiyle, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 166. maddesinin birinci fıkrasındaki cümle değiştirildi. Fıkranın bugünkü hâli şöyle:
"Aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davalar, aralarında bağlantı bulunması durumunda, davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebilir. İlk davanın açıldığı mahkeme birleştirme kararının kesinleşmesinden itibaren bununla bağlıdır."
Vurgulanan cümle yeni. Getirdiği kural şudur: birleştirme kararı verildiği anda değil, kesinleştiği anda ilk davanın açıldığı mahkemeyi bağlar.
Aynı maddenin ikinci fıkrası, ayrı yargı çevrelerindeki mahkemeler bakımından zaten benzer bir kural taşıyordu: birinci davanın açıldığı mahkeme, "talebin kabulü ile davaların birleştirilmesine ilişkin kararın kesinleşmesinden itibaren" bununla bağlıdır. Yeni cümle, aynı yargı çevresi hâlini bu mantıkla uyumlu hâle getiriyor.
İkinci değişiklik: karara karşı hangi yol açık
Bağlanmanın kesinleşmeye bağlanması, ancak karara karşı bir yol varsa anlam taşır. 24. madde tam da bunu düzenliyor ve 168. maddeyi baştan yazıyor:
"(1) Aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde görülmekte olan davalar yönünden verilen birleştirme kararına karşı sadece istinaf yoluna başvurulabilir."
Birinci fıkra iki şey söylüyor. Birleştirme kararına karşı başvurulabilir — yani bu karar, hükmü beklemeden denetlenebilir. Ve başvurulabilecek yol sadece istinaftır.
Fıkranın kapsamına dikkat etmek gerekiyor: hüküm, "aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde görülmekte olan davalar yönünden verilen" birleştirme kararlarını düzenliyor. Ayrı yargı çevrelerindeki mahkemeler bakımından 166. maddenin ikinci fıkrasındaki hâl ile birleştirme talebinin reddine ilişkin kararlar yeni 168. maddede ayrıca düzenlenmemiştir.
İki madde birlikte okunduğunda sistem tamamlanıyor: karar verilir → istinaf yolu açıktır → kesinleşir → ancak o zaman ilk davanın açıldığı mahkemeyi bağlar. Bağlanma, denetimin sonucunu bekler.
Değişiklik hangi kararlara uygulanır
7589 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesi, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 166 ve 168. maddelerinde yapılan değişiklikler bakımından ayrı bir geçiş hükmü içermemektedir. Bu nedenle 31 Temmuz 2026'dan önce verilmiş bir birleştirme kararının hangi rejime tabi olacağı kanun metninden doğrudan çıkmamakta olup, usul hükümlerinin zaman bakımından uygulanmasına ilişkin genel esaslara göre değerlendirilmesi gerekir. Elinde bu tarihten önceki bir karar bulunan tarafın, başvuru yolunu ve süresini dosyasının somut durumuna göre ayrıca değerlendirmesi gerekir.
Ayırma kararı aynı rejimde değil
- maddenin ikinci fıkrası, ayırma kararlarını ve bölge adliye mahkemesi kararlarını farklı bir yere koyuyor:
"(2) İlk derece mahkemelerince verilen ayırma kararlarına karşı istinaf yoluna; bölge adliye mahkemelerinin birleştirme ve ayırma kararları hakkında ise temyiz yoluna, ancak hükümle birlikte gidilebilir. Şu kadar ki, bu husus tek başına, bölge adliye mahkemesinde hükmün kaldırılarak esastan incelenme; Yargıtayda ise bozma sebebi teşkil etmez."
Bu fıkradaki iki sınır da yeni değildir: maddenin değişiklikten önceki hâli, ilk derece birleştirme ve ayırma kararları ile bölge adliye mahkemesi kararları bakımından aynı kuralı ve aynı "tek başına bozma sebebi teşkil etmez" cümlesini taşıyordu. 7589 sayılı Kanun'un getirdiği değişiklik, bu rejimden yalnızca ilk derece birleştirme kararını ayırmıştır.
Birinci sınır zamanlamadır: ayırma kararına karşı istinafa, bölge adliye mahkemesinin birleştirme ve ayırma kararlarına karşı temyize ancak hükümle birlikte gidilebilir. Yani bu kararlar tek başına, ara karar aşamasında kanun yoluna götürülemez.
İkinci sınır sonuçtur ve daha belirleyicidir: "bu husus tek başına … bozma sebebi teşkil etmez." Yani hükümle birlikte ileri sürülse dahi, yalnızca ayırma ya da birleştirmedeki isabetsizlik, hükmün kaldırılması veya bozulması için yeterli olmayacaktır.
Sonuç olarak, yargılamanın örgütlenmesine ilişkin bir karar yüzünden esasa ilişkin hükmün ortadan kalkması engellenmiş oluyor.
Neden birleştirme ile ayırma farklı ele alınmış
Kanunun kurduğu ayrım, iki kararın doğurduğu sonuç farkıyla açıklanabilir. Kanun gerekçesi yayımlanmadığından bu bir yorumdur; nitekim bölge adliye mahkemesinin birleştirme kararında da dosya el değiştirdiği hâlde ayrık bir denetim öngörülmemiştir.
İlk derece birleştirmesi, dosyanın başka bir mahkemeye gitmesine yol açar; hangi mahkemenin davaya bakacağı değişir ve bu, bir kez uygulandıktan sonra geri alınması güç bir sonuçtur. Ayırma kararında ise böyle bir sonuç yoktur. 167. madde bunu açıkça söylüyor: mahkeme, yargılamanın iyi bir şekilde yürütülmesini sağlamak için birlikte açılmış veya sonradan birleştirilmiş davaların ayrılmasına karar verebilir ve "Bu durumda mahkeme, ayrılmasına karar verilen davalara bakmaya devam eder."
Ayırmada dosya el değiştirmez; mesele hükümle birlikte incelenmeye bırakılmıştır.
İstinaf incelemesi ayrı dairelerde yapılması gereken davalar
- maddenin beşinci fıkrası, uygulamada sık karşılaşılan bir durumu düzenliyor ve değişiklikten etkilenmedi:
"İstinaf incelemesi ayrı dairelerde yapılması gereken davaların da bu madde hükmüne göre birleştirilmesine karar verilebilir. Bu hâlde istinaf incelemesi, birleştirilen davalarda uyuşmazlığı doğuran asıl hukuki ilişkiye ait kararı inceleyen bölge adliye mahkemesi dairesinde yapılır."
Yani birleştirme, yalnız ilk derecede değil, istinaf aşamasındaki daire dağılımında da sonuç doğurur. Hangi dairenin inceleyeceği, asıl hukuki ilişkiye göre belirlenir.
Bağlantı ne zaman var sayılır
Birleştirmenin ön şartı olan bağlantı, 166. maddenin dördüncü fıkrasında tanımlı ve bu tanım da değişmedi:
"Davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması durumunda, bağlantı var sayılır."
İki ölçüt var: aynı veya benzer sebep, ya da hükmün diğerini etkilemesi. İkisinden birinin bulunması yeterlidir.
Üçüncü fıkra da usulî bir yükümlülük getiriyor: birleştirme kararı, derhâl ilk davanın açıldığı mahkemeye bildirilir.
Bu Süreçte Bilinmesi Gerekenler
Aynı yargı çevresindeki mahkemelerde görülen davalar yönünden verilen birleştirme kararına karşı sadece istinaf yolu açıktır ve bu yol, hükmü beklemeden kullanılabilir.
İlk davanın açıldığı mahkeme, birleştirme kararı kesinleşmeden bağlı değildir. Bağlanma anı, denetimin tamamlanmasına çekilmiştir.
Ayırma kararlarına karşı istinafa ancak hükümle birlikte gidilebilir.
Bölge adliye mahkemelerinin birleştirme ve ayırma kararları hakkında temyize de ancak hükümle birlikte gidilebilir.
Bu husus tek başına kaldırma veya bozma sebebi teşkil etmez — kanun bunu açıkça yazmıştır.
Ayırmada dosya el değiştirmez; 167. madde, mahkemenin ayrılan davalara bakmaya devam edeceğini düzenler.
Bağlantı, aynı veya benzer sebepten doğma ya da hükmün diğerini etkileme ölçütlerinden biriyle kurulur.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki görüş ya da tavsiye niteliği taşımaz. Kanun yoluna başvuru süreleri ve usulü, kararın niteliğine ve dosyanın aşamasına göre değerlendirilir.