İdari Yargıda Temyiz Kapısı Açıldı — Altı İstisnayla
7589 sayılı Kanun, İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46. maddesine yeni bir fıkra ekledi: bölge idare mahkemesi ilk derece kararını kaldırıp yeniden karar verdiyse, bu karar artık listede sayılan davalardan olmasa bile temyiz edilebiliyor. Altı hâl bunun dışında tutuldu.
İdari Yargıda Temyiz Kapısı Açıldı — Altı İstisnayla
İdari yargıda temyiz, uzun süredir liste usulüyle işliyordu: İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46. maddesi hangi davaların Danıştay'a gidebileceğini tek tek sayıyor, listede olmayan dava bölge idare mahkemesinde kesinleşiyordu.
31 Temmuz 2026'da yürürlüğe giren 7589 sayılı Kanun bu yapıya bir kapı ekledi. Kapı dar ve altı istisnası var — ama listede olmayan bir davayı ilk kez Danıştay'a taşıyabiliyor.
Eklenen fıkra
7589 sayılı Kanun'un 6. maddesiyle 46. maddeye ikinci fıkra eklendi:
"Birinci fıkra kapsamında olmayan davalarda bölge idare mahkemesinin istinaf kanun yolu incelemesinde ilk derece mahkemesi kararını kaldırması üzerine yeniden verdiği kararlar, tebliğinden itibaren otuz gün içinde Danıştayda temyiz edilebilir."
Cümlenin üç şartı var ve üçü birlikte aranır.
Birincisi: dava, birinci fıkradaki listede olmayacak. Fıkra zaten listedekiler için değil, listede olmayanlar için yazılmış. Listedeki davalarda temyiz yolu birinci fıkradan zaten açık.
İkincisi: bölge idare mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararını kaldırmış olacak. İstinaf başvurusunun esastan reddedildiği hâller bu fıkranın dışındadır.
Üçüncüsü: kaldırma üzerine yeniden bir karar verilmiş olacak. Yani uyuşmazlığı bölge idare mahkemesi kendisi çözmüş olacak.
Süre otuz gündür; İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 8. maddesinin birinci fıkrası uyarınca süreler tebliğ tarihini izleyen günden başlayarak işler.
Bu düzenlemenin arkasındaki mantık görünür: ilk derece mahkemesi bir yönde, bölge idare mahkemesi başka bir yönde karar vermişse, ortada iki yargı merciinin ayrıştığı bir uyuşmazlık vardır ve bunun bir üst mercide incelenmesi anlamlıdır.
Aynı kanun, hukuk yargılamasında da benzer bir kapı açtı: Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesine eklenen üçüncü fıkra, bölge adliye mahkemesinin yeniden esas hakkında verdiği kararların temyizini ayrıca düzenliyor. İki düzenleme aynı fikirden doğuyor.
Kapıyı daraltan altı hâl
Fıkra "Ancak" diyerek altı hâli dışarıda bırakıyor. Kaldırma üzerine yeniden karar verilmiş olsa dahi bunlarda temyiz yoluna başvurulamıyor.
(a) İdare ve vergi mahkemelerinde tek hâkimle görülen davalar. Bu, en geniş kapsamlı istisnadır ve aşağıda ayrıca ele alınıyor.
(b) Çiftçi Mallarının Korunması Hakkında Kanun'un uygulanmasından kaynaklanan davalar.
(c) Taşınmaz Mal Zilyedliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında Kanun'un uygulanmasından kaynaklanan davalar.
(d) Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun uygulanmasından kaynaklanan davalar.
(e) Fark ölçüsü: miktar veya değeri itibarıyla birinci fıkranın (b) bendindeki temyiz sınırının altında kalan; bölge idare mahkemesinin yeniden verdiği karar ile ilk derece mahkemesi kararı arasındaki farkın, 45. maddenin birinci fıkrasının ikinci cümlesindeki parasal sınırı geçmediği kararlar. (Bu sınır, idare ve vergi mahkemesi kararlarının kesin olduğu — yani istinafa dahi gidilemeyeceği — sınırdır.)
(f) Sadece vekâlet ücreti ve yargılama giderlerine ilişkin verilen kararlar.
(e) ve (f) bentleri, hukuk yargılamasındaki karşılıklarıyla aynı mantığı taşıyor: iki karar arasındaki mesafe küçükse ya da değişen tek şey giderse, üst mercii meşgul etmenin karşılığı yok.
En geniş istisna: tek hâkimle görülen davalar
(a) bendi, kapının ne kadarını açık bıraktığını belirleyen benttir — çünkü tek hâkimle görülen davaların kapsamı, aynı kanunla yeniden düzenlendi.
7589 sayılı Kanun'un 4. maddesi, Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun'un 7. maddesinin birinci fıkrasını değiştirdi. Fıkranın bugünkü hâli, düzenleyici işlemlere karşı açılanlar hariç olmak üzere şu davaların idare mahkemesi hâkimlerinden biri tarafından çözümleneceğini söylüyor:
Konusu dört yüz seksen altı bin Türk Lirasını aşmayan idari işlemlere karşı açılan iptal davaları ve tam yargı davaları; öğrenciler hakkında tesis edilen — uzaklaştırma ve ilişik kesme sonucunu doğuranlar hariç — disiplin cezası ile sınıf geçme, not tespiti, yurt, kredi ve burs işlemlerine karşı açılan davalar; kamu görevlileri hakkında tesis edilen geçici görevlendirme, yolluk, lojman ve izin işlemleri; kamu görevlilerine verilen uyarma cezası; mesleki faaliyeti geçici veya sürekli engelleyenler hariç olmak üzere kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının üyeleri hakkında verdiği disiplin cezaları; ve 2022 sayılı Kanun'un uygulanmasından doğan davalar.
İkinci fıkra ise vergi mahkemeleri bakımından, 6. maddenin (a) ve (b) bentlerindeki uyuşmazlıklardan kaynaklanan ve toplam değeri dört yüz seksen altı bin Türk Lirasını aşmayan davaları tek hâkime bırakıyor. Bu fıkra 7589 sayılı Kanun'la değiştirilmemiştir; aşağıda anılan geçiş kuralı, değiştirilen birinci fıkra bakımından anlam taşır.
Bu rakamlar kanun metnindeki temel tutarlardır. Tek hâkim sınırının güncellenmesi, İdari Yargılama Usulü Kanunu'na değil, 2576 sayılı Kanun'un kendi ek 1. maddesine tabidir. Bu maddenin birinci fıkrası, "bu Kanunun tek hâkimle çözümlenecek davalara ilişkin 7 nci maddesindeki parasal sınırların" her yıl, Vergi Usul Kanunu uyarınca ilan edilen yeniden değerleme oranında, takvim yılı başından geçerli olmak üzere artırılarak uygulanacağını ve belirlenen sınırların bin Türk lirasını aşmayan kısımlarının dikkate alınmayacağını düzenler.
Asıl belirleyici olan hangi tarihin esas alınacağıdır ve burada iki ayrı kural işler.
Tek hâkim bakımından 2576 sayılı Kanun'un ek 1. maddesinin ikinci fıkrası: "Tek hâkimle çözümlenecek davaların belirlenmesinde dava tarihindeki, miktar artırımı yapılan hâllerde ise artırımın yapıldığı tarihteki parasal sınır esas alınır." Yani ıslahla miktar artırılan bir davada ölçü kayar.
İstinaf ve temyiz bakımından ise İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 4 Haziran 2025 tarihli 7550 sayılı Kanun'la değiştirilen ek 1. maddesinin ikinci fıkrası uygulanır: "…45 inci ve 46 ncı maddeler uyarınca istinaf veya temyiz yoluna başvurulabilecek kararların belirlenmesinde davanın açıldığı tarihteki parasal sınır esas alınır."
Sonuç şu: bir dava tek hâkimle görülüyorsa, bölge idare mahkemesi ilk derece kararını kaldırıp yeniden karar verse bile temyiz yolu kapalıdır. Yeni fıkranın açtığı kapı, heyetle görülen ve listede olmayan davalar için işler.
Aynı maddeden bir bent kaldırıldı
7589 sayılı Kanun'un 6. maddesi yalnızca ekleme yapmadı; 46. maddenin birinci fıkrasının (c) bendini de yürürlükten kaldırdı.
Bu bent, 28 Temmuz 2024 tarihli 7524 sayılı Kanun'la eklenmişti; iki yıl sonra kaldırılmış oldu.
Aynı fıkranın (b) bendinin geçmişi ise ayrıdır ve karıştırılmamalıdır: o bent Anayasa Mahkemesi'nin 26.07.2023 tarihli, E.2023/36, K.2023/142 sayılı kararıyla iptal edilmiş, ardından yine 7524 sayılı Kanun'la yeniden düzenlenmiştir. (b) bendi bugün yürürlüktedir ve konusu dokuz yüz yirmi bin Türk lirasını aşan vergi davalarını, tam yargı davalarını ve idari işlemlere karşı açılan davaları kapsar.
Fıkradaki öteki bentler de yürürlükte: düzenleyici işlemlere karşı açılan iptal davaları, belli bir meslekten, kamu görevinden veya öğrencilik statüsünden çıkarılma sonucunu doğuran işlemler, ticari faaliyeti süresiz ya da otuz gün veya daha uzun süreyle engelleyen işlemler, müşterek kararnameyle atama ve görevden alma, imar planları ve parselasyon, koruma kurulu kararları ve Boğaziçi Kanunu, maden ve orman mevzuatı, ülke çapındaki sınavlar, kıyı tesisleri, yap-işlet-devret, serbest bölgeler, toprak koruma ve düzenleyici-denetleyici kurul kararları.
Hangi davalara uygulanacak
7589 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesi iki ayrı geçiş kuralı koyuyor.
Üçüncü fıkra, 46. maddedeki değişikliklerin "bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra bölge idare mahkemelerince verilen kararlar hakkında" uygulanacağını düzenliyor. Bu tarihten önce bölge idare mahkemelerince verilen kararlar hakkında eski hükümler uygulanır.
Yani ölçüt bölge idare mahkemesi kararının tarihidir — davanın açılma tarihi değil.
İkinci fıkra ise 2576 sayılı Kanun'un 7. maddesindeki değişikliklerin "bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra açılan davalar bakımından" uygulanacağını söylüyor. Tek hâkim kapsamındaki genişleme bakımından ölçüt davanın açılma tarihidir.
İki ölçüt farklı: biri karar tarihi, diğeri dava tarihi. Bir dosyada hangi kuralın uygulanacağı belirlenirken bu ayrım gözden kaçırılmamalıdır.
Bu Süreçte Bilinmesi Gerekenler
Tek hâkim sınırının güncellenmesi 2576 sayılı Kanun'un ek 1. maddesine tabidir; ıslahla miktar artırılan davalarda artırımın yapıldığı tarihteki sınır esas alınır.
Yeni fıkra, 46. maddedeki listede olmayan davalarda, bölge idare mahkemesi ilk derece kararını kaldırıp yeniden karar verdiyse temyiz yolunu açar.
İstinaf başvurusunun esastan reddi hâli bu fıkranın kapsamında değildir.
Altı istisna vardır; en geniş olanı tek hâkimle görülen davalardır.
Tek hâkim kapsamı aynı kanunla yeniden düzenlenmiştir; düzenleyici işlemlere karşı açılan davalar bu kapsamın dışındadır.
Parasal sınırlar kanun metnindeki temel tutarlardır ve yıl başında güncellenir; istinaf ve temyiz bakımından esas alınacak olan, davanın açıldığı tarihteki sınırdır (ek m.1/2).
Geçiş ölçütleri farklıdır: 46. madde için bölge idare mahkemesi kararının tarihi, 2576 sayılı Kanun'un 7. maddesi için davanın açılma tarihi.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki görüş ya da tavsiye niteliği taşımaz. Parasal sınırlar yıl başında güncellendiğinden ve geçiş kuralları farklı ölçütlere bağlandığından, temyiz edilebilirlik değerlendirmesi somut dosyanın tarihlerine göre yapılmalıdır.