Aile Hukuku7 dk okuma

Süresiz Nafaka İptal Edildi, Ama Bugün Kalkmadı: 30 Haziran 2027

Anayasa Mahkemesi TMK m.175'teki "süresiz olarak" ibaresini iptal etti (E.2025/156, K.2026/131). Karar 30 Eylül 2026'da Resmî Gazete'de yayımlandı ve iptal dokuz ay sonra yürürlüğe girecek; o güne kadar ibare yürürlükte. İptal kararları geriye yürümez; kesinleşmiş nafaka hükümleri kararla kendiliğinden sona ermez.

Süresiz Nafaka İptal Edildi, Ama Bugün Kalkmadı

Bugün pek çok paylaşımda "süresiz nafaka resmen kaldırıldı" yazıyor. Kaldırılmadı. İptal edildi; iptal ise 30 Haziran 2027'ye kadar yürürlüğe girmiyor. Bugün görülen bir boşanma davasında Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesi, "süresiz olarak" ibaresiyle birlikte, dün nasıl yazılıysa öyle duruyor.

Ayrım küçük görünüyor ama hayatı değiştiriyor. Nafaka ödeyen biri "artık ödemem gerekmiyor" diye ödemeyi keserse, alacaklı biri "nafakam yarın kesilecek" diye paniğe kapılırsa, ikisi de kararda yazmayan bir şeye göre davranmış olur.

Anayasa Mahkemesi tam olarak neyi iptal etti?

Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesinin birinci fıkrası şöyle:

"Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir."

Antalya 12. Aile Mahkemesi, bu cümledeki "süresiz olarak" ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğunu düşünerek itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurdu. Mahkeme 4 Haziran 2026'da ibareyi iptal etti (E.2025/156, K.2026/131). Karar 30 Eylül 2026 tarihli ve 33386 sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.

İptal edilen şey maddenin tamamı değil, yalnız o iki kelimedir. Yoksulluk nafakası kurumu yerinde duruyor: boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek ve kusuru daha ağır olmayan taraf, diğer taraftan malî gücü oranında nafaka isteyebilmeye devam edecek. Tartışılan, bu nafakanın süresinin nasıl belirleneceğidir; bunu belirleyecek kural henüz yazılmadı.

İptal oyçokluğuyla verildi; üç üye karşı oy yazdı, bir üye iptale farklı gerekçeyle katıldı.

Mahkeme neden iptal etti?

Kararın en dikkat çekici cümlesi, kanun metniyle uygulamayı birbirinden ayırdığı yerdir. Mahkeme, maddenin lafzının süresiz nafakaya imkân tanıdığını, ama "kuralda her durumda süresiz nafakaya hükmedilmesini zorunlu kılan açık bir düzenleme yer almamaktadır" diye tespit ediyor. Sorunu yerleşik yargısal uygulamada görüyor: kuralın emredici sayıldığı, hâkime süre konusunda takdir tanınmadığı ve irat biçiminde bağlanan yoksulluk nafakasının süresiz belirlenmesi gerektiği yönündeki yorum.

Mahkeme aynı ibareyi 2012'de Anayasa'ya aykırı bulmamış ve itirazı reddetmişti; yeni karar, o kararın gerekçesinde kuralın her durumda süresiz nafaka verilmesi zorunluluğunu öngörmediğinin değerlendirildiğini aktarıyor. Aynı karar, 2012'den sonra da uygulamanın değişmediğini tespit ediyor ve iptali Anayasa'nın 2., 5. ve 17. maddelerine dayandırıyor. Gerekçe, nafaka borçlusunun maddi ve manevi varlığını koruma hakkı ile yoksulluğa düşen eşin korunması arasında devletin kurması gereken dengedir. Mahkemeye göre, kusurlu olması bile gerekmeyen borçluya ömür boyu sürebilecek bir yükümlülüğün kuralda hiçbir ölçüt belirlenmeksizin süresiz öngörülmesi bu dengeyi bozuyor.

İptale katılan ama gerekçesine katılmayan üye ise sorunun denge değil belirlilik olduğunu yazdı: kanunun metni bir şey, uygulaması başka bir şey söylüyorsa, evlenen ya da boşanan kişi nafaka yükümlülüğünün ne kadar süreceğini önceden bilemez. Karşı oy yazan üç üye ise yoksulluk nafakasının merkezinde zamanın değil ihtiyacın bulunduğunu, 176. maddedeki kaldırma ve azaltma yollarının dengeyi zaten kurduğunu ve sorunun kuralda değil uygulamada olduğunu savundu.

Süresiz nafaka ne zaman kalkıyor?

Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası kuralı koyuyor: iptal edilen hüküm, kararın Resmî Gazete'de yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Aynı fıkra bir istisna da tanıyor: "Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazetede yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez." 6216 sayılı Kanun'un 66. maddesinin üçüncü fıkrası da aynı kuralı tekrarlıyor.

Mahkeme bu istisnayı kullandı. İbarenin iptaliyle doğacak boşluğu kamu yararını ihlal edecek nitelikte gördü ve iptal hükmünün kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verdi. Yayım tarihi 30 Eylül 2026 olduğuna göre bu tarih 30 Haziran 2027'dir.

Kararın okunurken gözden kaçan bir ayrıntısı burada: iptalin kendisi oyçokluğuyla verildi, ama dokuz aylık erteleme oybirliğiyle kararlaştırıldı. Yani karşı oy yazan üyeler de ibare iptal edilecekse kanun koyucuya süre tanınması gerektiği konusunda çoğunlukla aynı yerde durdu.

O güne kadar "süresiz olarak" ibaresi yürürlükte bir kanun hükmüdür.

Mevcut süresiz nafakalar kendiliğinden bitecek mi?

Hayır, bu karar tek başına bunu yapmaz. Anayasa'nın 153. maddesinin beşinci fıkrası tek cümledir: "İptal kararları geriye yürümez." 6216 sayılı Kanun'un 66. maddesinin ikinci fıkrası da aynı cümleyi taşır. Karar, kesinleşmiş nafaka hükümleri hakkında herhangi bir hüküm kurmuyor.

Bu, mevcut nafakaların hiç değişmeyeceği anlamına da gelmiyor. Bugün de yürürlükte olan 176. madde, irat biçiminde bağlanan nafakanın alacaklının yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümüyle kendiliğinden kalkacağını; alacaklının evlenmeden fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi hâlinde mahkeme kararıyla kaldırılacağını söylüyor. Aynı madde, tarafların malî durumları değiştiğinde ya da hakkaniyet gerektirdiğinde iradın artırılmasına veya azaltılmasına imkân veriyor. Bu yollar iptal kararından önce de açıktı, sonra da açık.

30 Haziran 2027'den sonra kesinleşmiş nafakaların akıbeti, kanun koyucu bir düzenleme yaparsa o düzenlemenin geçiş hükümlerine, yapmazsa 176. maddedeki bu yollara bağlıdır. Hükmü henüz kesinleşmemiş dosyalar ise ayrı bir durumdadır; aşağıda anlatıyoruz. Bugün bu konuda bundan ötesini söylemek tahmin olur.

Bugün boşanıyorsam nafaka süresiz mi bağlanır?

Bugün görülen bir davada uygulanacak kanun metni, "süresiz olarak" ibaresini hâlâ taşıyan 175. maddedir. Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası gereği, iptal için ayrı bir yürürlük tarihi kararlaştırıldığından ibare o tarihe kadar yürürlükte kalır.

Ama bu, hikâyenin yarısı. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, itiraz yoluyla verilen iptal kararlarının "kesin hüküm hâlini almamış derdest dosyalar yönünden uygulanması zorunluluğu" bulunduğunu kabul ediyor ve aynı sonuca vardığı dört kararını daha sayıyor (HGK E.2025/114, K.2026/226, 08.04.2026). Ancak o karar bir kamulaştırma davasında faize ilişkindi ve oradaki iptal ertelenmeden yürürlüğe girmişti; süresiz nafaka kararında ise dokuz aylık erteleme var ve iptal edilen ibarenin yerine geçecek bir hüküm henüz yok. Bu yüzden 30 Haziran 2027'de hâlâ istinafta ya da temyizde bekleyen bir nafaka dosyasında sonucun ne olacağını bugünden kesin söylemek mümkün değil. Söylenebilecek olan, kesinleşmiş bir nafaka hükmü ile henüz kesinleşmemiş bir dosyanın aynı durumda olmadığıdır; bugün açılan bir boşanma davasının o tarihte kesinleşmemiş olması da ihtimal dışı değildir.

Söylenebilecek olan şu: kararın gerekçesi, bundan sonra nafaka davalarında süreye ilişkin tartışmanın nerede yapılacağını gösteriyor. Mahkeme, kanun koyucunun hâkime tanımasını istediği süre belirleme yetkisinin dayanacağı unsurları sayıyor: evliliğin süresi, nafaka alacaklısı eşin yaşı, eğitim ve sağlık durumu, ekonomik ihtiyaçlarını kendi imkânlarıyla karşılayabilme kapasitesi gibi unsurlar. Bu unsurlar bugünkü davalarda uygulanacak bir test değil, kanun koyucuya çizilen çerçevedir; yine de iptal yürürlüğe girdiğinde tartışmanın bu olgular üzerinde yapılacağı öngörülebilir.

Kanun koyucu ne yapmalı, yapmazsa ne olur?

Anayasa'nın 153. maddesinin dördüncü fıkrasına göre, iptal kararının yürürlüğe girişi ertelendiğinde Türkiye Büyük Millet Meclisi, iptal kararının ortaya çıkardığı hukuki boşluğu dolduracak kanun teklifini öncelikle görüşüp karara bağlar.

Anayasa Mahkemesi yeni kuralı kendisi yazamaz; aynı maddenin ikinci fıkrası, Mahkemenin iptal ederken "kanun koyucu gibi hareketle, yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemez" olduğunu söyler. Ama çoğunluğun gerekçesi, yeni düzenleme için bir çerçeve çiziyor; iptale farklı gerekçeyle katılan üye ise kanun koyucudan yalnız sürenin açık ve öngörülebilir biçimde düzenlenmesinin beklenebileceğini, içeriğin onun takdirinde olduğunu yazdı. Çoğunluğa göre yoksulluk nafakası kural olarak durumun gerektirdiği ölçüde belirli bir süreyle sınırlandırılabilir; bazı durumlarda ise öngörülecek koşulların varlığı hâlinde nafaka alacaklısı lehine süre uzatılarak yaşam boyu nafakaya hükmedilebilmesine imkân sağlanması da aynı dengenin gereğidir.

Burası, "süresiz nafaka bitti" başlığının kaçırdığı yerdir. Karar süresiz nafakayı yasaklamıyor. Süresiz nafakanın hangi hâllerde verileceğinin kanunda yazılmasını istiyor: "somut olayın özellikleri gereği nafakanın süresiz olarak hükmedilmesini gerektiren hâllere ilişkin kriterlerin de kuralda açık ve net biçimde yer alması makul dengenin sağlanması bakımından kaçınılmazdır."

Meclis 30 Haziran 2027'ye kadar bir düzenleme yapmazsa ibare o gün yürürlükten kalkar ve 175. madde süre hakkında hiçbir şey söylemeyen bir cümle olarak kalır. Kararın gerekçesi ölçütleri sayıyor, ama bunlar kanun koyucuya çizilmiş bir çerçevedir; kanunda yazılı bir kural olmadan hâkimin süreyi hangi ölçütle belirleyeceği karar metninden okunamaz. Bu da ayrı bir belirsizlik doğurur.

Bu süreçte bilinmesi gerekenler

Anayasa Mahkemesi, TMK m.175/1'deki "süresiz olarak" ibaresini iptal etti (E.2025/156, K.2026/131, 4.6.2026). Karar 30 Eylül 2026'da Resmî Gazete'de yayımlandı; iptal 30 Haziran 2027'de yürürlüğe girecek ve o güne kadar ibare yürürlükte. Yoksulluk nafakası kurumu kaldırılmadı; kaldırılan, süresizliğin kanundaki ifadesidir. İptal kararları geriye yürümez; kesinleşmiş nafaka hükümleri bu kararla kendiliğinden sona ermez ve kaldırma, azaltma ya da artırma yolları bugün de 176. maddede açıktır. Henüz kesinleşmemiş dosyalar ise ayrı düşünülmeli: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, iptal kararlarının kesin hüküm hâlini almamış dosyalarda uygulanması gerektiğini kabul ediyor; ertelenmiş bu iptalin o dosyalara nasıl yansıyacağı ise henüz yargı kararıyla netleşmiş değil. Karar süresiz nafakayı yasaklamıyor; hangi hâllerde süresiz nafaka verileceğinin kanunda açık kriterlerle yazılmasını istiyor. Bu kriterleri koymak Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin işi.

Bu yazıyı paylaş