Avukatınız Yapay Zekâ Kullanıyor mu? Asıl Soru: Verileriniz Nerede
Avukatların yapay zekâ kullanımı hız kazandırıyor; peki dosyanızdaki bilgiler nereye gidiyor? Sır saklama yükümlülüğü, KVKK ve avukatınıza sormanız gereken 7 soru.
Son aylarda meslek çevrelerinde yapay zekâ üzerine yapılan tartışmalara sık sık tanık oluyorum. Konu neredeyse hep aynı eksende dönüyor: hangi model daha yetenekli, hangisi daha uygun fiyatlı, hangisi dilekçeyi daha güzel yazıyor. Bir soru ise bu tartışmalarda çoğu zaman geri planda kalıyor:
"Bu sistemlere yüklenen dosyalardaki bilgiler nereye gidiyor?"
Bu yazı, o geri planda kalan sorunun yazısı. Hem yapay zekâ çağında avukatından hizmet alan (ya da alacak) herkes için bir rehber, hem de mesleğimizin bu dönüşümü nasıl yönetmesi gerektiğine dair bir çerçeve. Çünkü avukat-yapay zekâ birlikteliğinde asıl mesele hız ya da maliyet değil; emanetin korunması.
Yapay zekâ avukata gerçekten ne katıyor?
Önce hakkını teslim edelim: doğru kullanıldığında yapay zekâ, avukatlık pratiğinde kuşak atlatan bir araçtır. Binlerce sayfalık dosyalar saatler içinde taranabiliyor, on yılların içtihat birikimi saniyeler içinde sorgulanabiliyor, bir dilekçenin ilk taslağı dakikalar içinde çıkabiliyor.
Bunun müvekkil için karşılığı somuttur: daha hızlı dönüş, daha derin araştırmaya dayanan dilekçeler ve avukatın vaktinin mekanik işlere değil, stratejiye harcanması. Dosyanızdaki kritik bir tarihi, gözden kaçmış bir belgeyi ya da lehinize emsal bir kararı bulma ihtimali artar.
Yani soru "avukatlar yapay zekâ kullanmalı mı?" değildir. O tartışma kapanmıştır. Asıl soru şudur: nasıl kullanmalı — ve neyi asla yapmamalı?
Kimsenin sormadığı soru: veriniz nereye gidiyor?
Bir hukuk dosyası, kişinin hayatındaki en mahrem bilgilerin toplandığı yerdir: kimlik ve adres bilgileri, banka hesapları, sağlık raporları, aile içi anlaşmazlıklar, ticari sırlar, ceza dosyaları. Bir avukat bu bilgileri herhangi bir yapay zekâ aracına yüklediğinde, o bilgiler büronun bilgisayarından çıkar ve başka bir şirketin, çoğu zaman başka bir ülkedeki sunucusuna gider.
O andan itibaren cevaplanması gereken sorular şunlardır:
- Bu veri hangi ülkenin hukukuna tabi sunucularda işleniyor?
- Sağlayıcı şirket bu veriyi kendi modellerini eğitmek için kullanıyor mu?
- Veri orada ne kadar süre tutuluyor, kimler erişebiliyor?
- Bir güvenlik ihlalinde müvekkile ve avukata düşen sorumluluk ne?
Bu soruların cevabını bilmeden araç seçen avukat, müvekkilinin mahremiyetini bilmediği bir coğrafyaya, okumadığı bir kullanım sözleşmesine emanet ediyor demektir.
"Ucuz model"in gerçek fiyatı
Yapay zekâ piyasasında baş döndürücü bir fiyat rekabeti yaşanıyor; kimi sistemler neredeyse bedava. Fiyat rekabetinin ilgi görmesi de doğal: aynı işi çok daha ucuza yapan bir model varken pahalısında ısrar etmek, ilk bakışta anlamsız görünebilir.
Tüketici teknolojilerinin eski bir kuralı burada da geçerlidir: bir hizmet bedavaysa ya da gerçek maliyetinin çok altındaysa, faturanın bir kısmı genellikle veriyle ödenir. Kimi sağlayıcıların kullanım koşulları, yüklenen içeriğin sistemlerin ve modellerin geliştirilmesinde kullanılmasına imkân tanır; kimi sistemler ise kişisel veri koruması Türkiye'nin ve Avrupa'nın çerçevesinden farklı ülkelerde barındırılır. Aracı seçmeden kullanım sözleşmesini okumak, bu yüzden bir formalite değil, mesleki bir zorunluluktur.
Sıradan bir kullanıcı için bu bir tercih meselesidir. Elinde başkasının sırrını taşıyan bir avukat için ise tercih meselesi değil, yükümlülük meselesidir. Avukatın araç seçiminde ölçüt fiyat etiketi olamaz; verinin nerede, hangi güvencelerle işlendiği olmak zorundadır.
Hukukî çerçeve: sır saklama yükümlülüğü ve KVKK
Bu söylediklerimiz bir hassasiyet tavsiyesi değil, yürürlükteki hukukun emridir:
Avukatlık Kanunu m.36, avukatın kendisine tevdi edilen veya görevi dolayısıyla öğrendiği hususları açığa vurmasını yasaklar. Sır saklama yükümlülüğü avukatlık mesleğinin temelidir ve dosyanın kapanmasıyla sona ermez; süresizdir. Bugün güvencesi belirsiz bir araca yüklenen veri, yıllar sonra bile avukatın sorumluluğundadır ve müvekkil bilgisinin denetimsiz bir yazılıma aktarılması bu yükümlülüğün ihlali sonucunu doğurabilir.
6698 sayılı KVKK ise ikinci güvence katmanıdır. Hukuk dosyalarındaki bilgilerin önemli bölümü — sağlık verileri, ceza mahkûmiyetine ilişkin kayıtlar — kanunun "özel nitelikli kişisel veri" saydığı, en sıkı korumaya tabi kategoridedir (m.6). Bu verilerin yurt dışına aktarılması ise m.9'daki kademeli rejime tabidir: 2024'te 7499 sayılı Kanunla yeniden yazılan bu rejimde aktarım ancak yeterlilik kararıyla, standart sözleşme gibi uygun güvencelerle ya da kanunda dar biçimde sayılan istisnai hâllerde mümkündür — serbest değildir. Üstelik Kişisel Verileri Koruma Kurulu, verinin yurt dışındaki sunucularda saklanmasını dahi yurt dışına aktarım saymaktadır (31.05.2019 tarihli, 2019/157 sayılı karar). Yani "veriyi bir yere göndermiyorum, sadece bulutta tutuyorum" savunması, hukuken aktarımın ta kendisidir.
Özetle: müvekkil dosyasını güvencesi bilinmeyen bir yapay zekâ aracına denetimsizce yüklemek, sonuçları bakımından aynı dosyayı yabancı bir şirkete postalamaya benzer. Teknolojinin yeniliği, yükümlülüğün eskiliğini ortadan kaldırmaz.
Uydurulmuş içtihat: en pahalı yapay zekâ hatası
Veri güvenliği madalyonun bir yüzüyse, diğer yüzü doğruluktur. Yapay zekâ sistemlerinin bilinen bir zaafı vardır: bilmedikleri sorunun cevabını, son derece ikna edici bir dille uydurabilirler. Buna "halüsinasyon" deniyor ve hukukta en tehlikeli hâli, gerçekte hiç var olmayan mahkeme kararlarının üretilmesidir.
Bu bir teori değil: 2023'te New York'ta görülen bir davada (Mata v. Avianca) avukatlar, bir sohbet robotunun ürettiği ve gerçekte var olmayan altı mahkeme kararını dilekçelerine koydukları için mahkemece yaptırıma çarptırıldılar. Benzer olaylar o günden bu yana dünyanın pek çok yargı çevresinde yaşandı.
Bunun panzehiri bellidir ve pazarlığa kapalıdır: yapay zekânın andığı her karar, her kanun maddesi, resmî kaynaklardan tek tek doğrulanmadan hiçbir dilekçeye giremez. Müvekkil olarak sizin bilmeniz gereken şudur: dilekçenizin altındaki imza avukatınıza aittir ve o imza, içerideki her satırın sorumluluğunu taşır. "Yapay zekâ öyle söyledi" bir savunma değildir; kabul görmesi de beklenmemelidir.
İyi bir birlikteliğin beş şartı — müvekkil gözüyle
Peki yapay zekâyı hem etkin hem güvenli kullanan bir avukatlık pratiği neye benzer? Müvekkil olarak beklemeye hakkınız olan asgari çerçeve şudur:
- Veri önce yerelde işlenmelidir. Dosyanızın ham hâli bulut sistemlerine yüklenmemeli; dışarıya bir şey gidecekse kimliğinizi ele vermeyecek biçimde anonimleştirilmeli ve asgariye indirilmelidir.
- Son söz her zaman insanda olmalıdır. Yapay zekâ taslak üretir, seçenek sunar, tarar; ancak dışarıya çıkan her dilekçe, her görüş avukat onayından geçmelidir. Onay makamı devredilemez.
- Her atıf doğrulanmalıdır. İçtihat ve mevzuat atıfları, resmî ve güvenilir kaynaklardan teker teker teyit edilmelidir. Doğrulanamayan bilgi, ne kadar parlak görünürse görünsün, çöpe gider.
- Araç fiyata göre değil, güvenceye göre seçilmelidir. Hangi sistemin kullanılacağına maliyet değil; verinin nerede işlendiği, sağlayıcının veri politikası ve hukuki güvenceler karar vermelidir.
- Kullanım şeffaf olmalıdır. Avukat, hangi işte yapay zekâdan yararlandığını sorduğunuzda net biçimde söyleyebilmelidir. "Kullanıyoruz ama nasıl kullandığımızı bilmiyoruz" bir cevap değildir.
Bu beş şart bir lüks değil; avukatın özen ve sır saklama yükümlülüklerinin dijital çağdaki doğal karşılığıdır.
Avukatınıza sorabileceğiniz 7 soru
Bir avukatla çalışırken şu soruları sormaktan çekinmeyin — iyi bir avukat bu sorulardan rahatsız olmaz, memnun olur:
- Dosyamda yapay zekâ kullanıyor musunuz? Hangi işlerde?
- Belgelerim ve kişisel bilgilerim herhangi bir yapay zekâ servisine yükleniyor mu?
- Yükleniyorsa hangi ülkede, hangi güvencelerle işleniyor?
- Verilerim bu sistemlerin eğitiminde kullanılabilir mi?
- Yapay zekâ çıktılarının doğruluğunu kim, nasıl denetliyor?
- Dilekçemdeki içtihatların gerçekliğini kim teyit ediyor?
- Son kararı yazılım mı veriyor, siz mi?
Bu soruların hepsine açık ve somut cevap alabiliyorsanız, teknolojiyi sizin için çalıştıran bir avukatla karşı karşıyasınız demektir. Cevaplar bulanık kalıyorsa, sormaya devam edin — bu soruların muhatabı sizsiniz ve cevabını bilmek hakkınız.
Dosyanızı sohbet robotuna kendiniz yüklemeden önce
Bu uyarılar yalnızca avukatlar için değil. Giderek daha çok kişi dava dilekçesini, karşı tarafın ihtarnamesini, hatta ses kayıtlarını herkese açık sohbet robotlarına yükleyip "kazanır mıyım?" diye soruyor. Oysa böyle bir belge çoğu zaman yalnızca sizin değil, karşı tarafın ve üçüncü kişilerin de kişisel verilerini içerir; onu herkese açık bir sisteme yüklediğinizde KVKK karşısında sorumluluk sizin üzerinize doğabilir. Devam eden bir yargılamada gizliliğe tabi bilgiler söz konusuysa risk daha da büyüktür.
Ölçü basit: genel bir hukuki kavramı sormak zararsızdır; kendi dosyanızın belgelerini yüklemek değildir. Emin değilseniz belgeyi değil, soruyu paylaşın — ve dosyanızı, bu dengeyi sizin için kurmasını bildiğiniz bir avukata taşıyın.
Yapay zekâ avukatın yerini alacak mı?
En çok sorulan soruyla bitirelim. Cevap: hayır — ama soru yanlış. Sizi duruşmada yazılım temsil etmeyecek; stratejinizi yazılım kurmayacak; yemin, sorumluluk ve imza yazılıma devredilmeyecek. Yapay zekâ avukatın yerini almaz.
Ancak şu da gerçek: yapay zekâyı doğru ve güvenli kullanmak, avukatlık hizmetine hız, derinlik ve isabet kazandırıyor. Değişim avukatın ortadan kalkması değil; avukatlığın çıtasının yükselmesidir. Müvekkil olarak bundan kazançlı çıkarsınız — yeter ki hız, güvenliğin önüne geçmesin.
Sonuç: hız teknolojiden, güven avukattan
Yapay zekâ, avukatlık hizmetinin niteliğini yükseltebilecek güçte bir araç; ama bir şartla: teknolojiye hükmeden ilkeler, teknolojiden önce gelmeli. Bu yazıda savunulan ilkeler, büromuzun kendi çalışma düzeninde de benimsediği ilkelerdir — çünkü müvekkilin avukatına teslim ettiği şey yalnızca bir dosya değil, mahremiyetidir.
Yapay zekâ çağında aklınızda tek cümle kalsın: Teknolojiyi kullanmayan avukat yavaş kalabilir; teknolojiyi sorgulamadan kullanan avukat ise sizi hızla yanlış yere götürebilir. İkisinin arasındaki ince çizgi, bu yazıda okuduğunuz sorularla çizilir.
Bu makale bilgilendirme amaçlıdır; hukuki mütalaa niteliği taşımaz. Somut durumunuz için bir avukata danışınız.