Adli Tatil Bitiyor: Süreniz Uzadı mı, Uzadıysa Hangi Güne?
31 Ağustos'ta adli tatil sona eriyor. Hukuk dosyasında uzama bir hafta, ceza dosyasında üç gün; icra takibinde uzama yok. Üç ayrı rejim, üç ayrı son gün.
Adli tatil 31 Ağustos 2026 günü sona eriyor, yeni adli yıl 1 Eylül'de başlıyor. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 102. maddesi bunu açık bir takvimle söylüyor: tatil her yıl yirmi temmuzda başlar, otuz bir ağustosta sona erer.
Tatilin bitişi çoğu dosyada bir rahatlama sanılır. Oysa asıl dikkat isteyen an tam burasıdır. Çünkü tatil sürelerin hepsini birden ertelemez; bazılarını uzatır, bazılarına hiç dokunmaz — ve uzattıklarında da tek bir tarih vermez. Elinizdeki dosya hukuk, ceza yoksa idari yargıya mı ait, cevap ona göre değişir.
Hukuk dosyalarında: bir hafta
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 104. maddesi tek cümledir ve kapsamı da o cümlenin içindedir:
"Adli tatile tabi olan dava ve işlerde, bu Kanunun tayin ettiği sürelerin bitmesi tatil zamanına rastlarsa, bu süreler ayrıca bir karara gerek olmaksızın adli tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzatılmış sayılır."
Bu cümlenin içinde üç ayrı şart saklıdır ve üçü birlikte gerçekleşmeden uzama işlemez.
Birincisi, sürenin bitiş tarihi tatil dönemine düşmelidir. Süreniz 15 Temmuz'da dolduysa tatilin sağladığı bir imkân yoktur; süre çoktan sona ermiştir. Tatilin geldiğini görüp "nasılsa uzar" diye beklemek, sürenin kendisini değiştirmeyen bir beklentidir.
İkincisi, dava ya da iş adli tatile tabi olmalıdır. Kanunun 103. maddesi tatilde de görülecek işleri tek tek sayar: ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz ve delillerin tespiti gibi geçici hukuki korumalar; her çeşit nafaka davaları ile soybağı, velayet ve vesayete ilişkin dava ve işler; nüfus kayıtlarının düzeltilmesi; hizmet akdi veya iş sözleşmesi sebebiyle işçilerin açtıkları davalar; iflas ve konkordato ile sermaye şirketleri ve kooperatiflerin uzlaşma suretiyle yeniden yapılandırılmasına ilişkin işler; çekişmesiz yargı işleri; deniz raporlarının alınması ve dispeççi atanması; ticari defterlerin kaybından doğan kayıp belgesi ile kıymetli evrakın kaybından doğan iptal işleri; tahkim; adli tatilde yapılmasına karar verilen keşifler ve kanunlarda ivedi olduğu belirtilen ya da taraflardan birinin talebi üzerine mahkemece ivedi görülmesine karar verilen dava ve işler. Bu işlerde yargılama tatilde de sürdüğü için uzama da yoktur.
Üçüncüsü, süre bu kanunun tayin ettiği bir süre olmalıdır. Bu şart pratikte en çok tartışma doğuran şarttır: bir hukuk davasının içinde geçen her süre Hukuk Muhakemeleri Kanunu'ndan gelmez. Borçlar Kanunu'ndaki zamanaşımı, Medeni Kanun'daki hak düşürücü süreler, İş Kanunu ya da Türk Ticaret Kanunu'nun öngördüğü süreler bu kanunun tayin ettiği süreler değildir — dolayısıyla 104. madde onlara uygulanmaz.
Üç şart birlikte gerçekleşiyorsa, süreniz 7 Eylül 2026 Pazartesi gününe uzamış sayılır. Bu tarih bir ek süre hediyesi değil, tatilin yuttuğu günlerin telafisidir.
Ceza dosyalarında: bir hafta değil, üç gün
Ceza yargısında adli tatilin süreye etkisi çoğu zaman hukuk yargısındakiyle karıştırılır. Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 331. maddesinin son fıkrası şudur:
"Adlî tatile rastlayan süreler işlemez. Bu süreler tatilin bittiği günden itibaren üç gün uzatılmış sayılır."
Buradaki mekanizma hukuk yargısındakinden farklıdır. Ceza Muhakemesi Kanunu, hukuk yargısından ayrı olarak sürenin tatile rastlayan kısmının işlemediğini ayrıca söyler; uzama da bir hafta değil üç gündür. Bitişi tatile denk düşen bir ceza süresinde bu nedenle bakılacak tarih 7 Eylül değil, 3 Eylül 2026 Perşembe günüdür. Sürenin tatilden önce işlemeye başlayıp tatil içinde bitmediği hâllerde ise tek bir takvim yoktur; kalan gün sayısına göre hesap dosyaya özeldir.
İki dosyaya aynı takvimi uygulamak tam burada kırılır. Elinde hem hukuk hem ceza dosyası olan bir kişi, hukuk dosyası için doğru olan 7 Eylül'ü ceza dosyasına taşırsa geç kalır: iki kanun aynı olguya iki ayrı süre bağlamıştır.
Ceza tarafında tatilin bir başka yüzü daha var: aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca soruşturmalar, tutuklu işlere ilişkin kovuşturmalar ve ivedi sayılan hususlar Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nca belirlenen usulle tatilde de yürütülür; üçüncü fıkra uyarınca bölge adliye mahkemeleri ile Yargıtay tatil süresince tutuklu hükümlere ilişkin işler ile Meşhud Suçların Muhakeme Usulü Kanunu gereğince görülen işlerin incelemelerini yapar. Yani tatil, ceza yargısında adliyenin tümüyle durduğu bir dönem değildir.
İcra takibinde: uzama yok, kendi sayım kuralı var
İcra ve İflas Kanunu'nda "adli tatil" diye bir kurum yoktur — kanun metninde bu ibare hiç geçmez. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 104. maddesi yalnızca "bu Kanunun tayin ettiği süreler" için çalıştığından, icra takibindeki süreler o bir haftalık uzamadan yararlanmaz. Zaten icra mahkemesine getirilen işler kanunen ivedi sayılır (İİK m.18); bu nedenle tatilde de görülürler.
Ödeme emrine itiraz, şikâyet ya da istihkak gibi süreler bu yüzden İcra ve İflas Kanunu'nun 19. maddesindeki sayıma tabidir: tebliğ günü sayılmaz, hafta veya ay olarak belirlenen süre son hafta ya da ayda karşılık gelen günde biter, son gün resmî tatile rastlarsa ertesi güne kayar. Adli tatil sebebiyle bir kayma söz konusu değildir. Kanunun kendi tatil ve talik hâlleri ayrıca vardır (m.51 tatil günleri, m.53 terekeye ilişkin talik, m.330 fevkalade hâllerde durdurma); ama bunlar adli tatilden bağımsız kurumlardır.
İdari yargıda: yedi gün, ama başlangıç günü farklı
İdari yargı da çalışmaya ara verir. İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 61. maddesi bölge idare, idare ve vergi mahkemelerinin her yıl 20 Temmuz–31 Ağustos arasında çalışmaya ara verdiğini düzenler. Sürelere ilişkin sonucu ise 8. maddenin üçüncü fıkrası söyler:
"Bu Kanunda yazılı sürelerin bitmesi çalışmaya ara verme zamanına rastlarsa bu süreler, ara vermenin sona erdiği günü izleyen tarihten itibaren yedi gün uzamış sayılır."
Buradaki incelik "izleyen tarihten itibaren" ibaresidir: sayım tatilin bittiği günden değil, onu izleyen 1 Eylül'den başlar. Bu yüzden idari dosyanızın son günü, hukuk dosyanızdaki 7 Eylül ile kendiliğinden aynı güne düşmez; ayrıca hesaplanması gerekir. Ayrıca 61. madde bir istisna taşır — bağlı olduğu bölge idare mahkemesinin bulunduğu il merkezi dışında kalan ve yalnızca bir idare ya da bir vergi mahkemesi bulunan yerlerdeki idari yargı mercileri çalışmaya ara vermeden yararlanamaz; oralarda uzama da doğmaz.
Bazı mahkemeler tatile hiç girmez
Özel kanunlar bazı mahkemeleri adli tatilin dışında tutar. Kadastro Kanunu'nun 29. maddesi bunu tek cümleyle bitirir: kadastro mahkemeleri adli tatile tabi değildir. Böyle bir dosyada süre tatil dönemi boyunca normal seyrinde işler; uzama doğmaz.
Uygulamada ayrıca dikkat isteyen bir nokta: adli tatil tebligatı durdurmaz. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 103. maddesi, tatilde görülecek işler listesinin dışında kalan dava ve işlerde de tatil süresince her türlü tebligatın yapılacağını söyler. Yani ağustos ayında kapınıza gelen tebligat geçerlidir ve saat işlemeye başlamıştır — tebliğ gününün kendisi sayılmaz, süre ertesi günden itibaren işler (HMK m.92/1).
Toparlarsak
Aynı takvim üç ayrı sonuç veriyor. Hukuk dosyasında koşulları taşıyan süre 7 Eylül Pazartesi'ne, ceza dosyasında 3 Eylül Perşembe'ye uzuyor; idari yargıda sayım tatilin bitişini izleyen günden başladığı için son gün ayrıca hesaplanıyor; icra takibinde ve kadastro gibi tatile tabi olmayan mahkemelerde ise uzama yok.
Dolayısıyla sorulacak soru "adli tatil süremi uzattı mı" değil, "bu dosya hangi kanunun rejimine tabi ve süre nereden doğuyor" olmalıdır. Her dosyada önce rejim belirlenir: süre hangi kanundan doğuyor, o kanun tatile ne diyor. Cevap dosyanın kendi belgelerinde ve tebliğ tarihindedir.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut bir uyuşmazlığa ilişkin hukuki görüş veya tavsiye niteliği taşımaz. Her dosyanın süresi kendi belgelerine ve tebliğ tarihlerine göre ayrıca değerlendirilmelidir.